Yunus Emre Döneminde Anadolu

Yüzyılların ardından gelip günümüzde yaşayan bir Türk insanı, Yunus Emre’nin doğumunun 750. yılı dolayısıyla tertiplenen bu toplantıda konuşmaktan bahtiyarım. Bir bahtiyarlığını daha vardır: Okuması yazması olmayan baba annemin ağzından Yunus Emre’nin “Sol cennetin ırmakları”nı dinlemiş olmamı da burada belirtmem gerekir. Yunus Emre’yi halkın, insanımızın ayrılmaz parçası yapanlar, böylesine sözlü kültürün mirasçısı idiler. Şimdilerde artık bu sözlü gelenek kalmamıştır. Ama Yunus Emre, bu ülkenin ve toplumun üzerine damgasını vuran bir Türk büyüğüdür.

 

Yunus Emre, 1241 tarihinde doğmuş kabul ediliyor. Bu kesinlikle doğru olabilir. Fakat bize kalırsa, bir-iki sene önce veya geç doğmuş olmasının bir önemi yoktur. Çünkü O’nun yaşadığı devir pek değişmez ve bu, XIII. yüzyılın ikinci yarısı ile XIV. yüzyılın ilk yıllarıdır. Burada onu, kendi insan şahsiyetinden çok, çevresi ile ele almak istiyoruz. Bu da belli başlı üç ana kümede incelenebilir:

 

1. Coğrafyası; tabiî çevresi.

 

2. İnsan çevresi, beşerî unsurlar.

 

3. Siyâsî çevresi, olaylar.

 

Bütün bu yönlerin içice girmesiyle, Yunus Emre’nin doğduğu, yetiştiği, bir başka deyişle O’nun ortaya çıktığı çevre daha iyi anlaşılabilir.

 

Şunu belirtelim ki, XI-XIII yüzyıllar arasında, Rum ülkesinin, bir Türk-İslâm diyarı haline gelmesi, tarihin kaydettiği büyük olaylardan birisidir. Gerçi Kızılderililer diyarı Kuzey Amerika veyâ Sibirya’nın da büyük ölçüde değiştiği görülür. Ancak Rum diyârı, artık günümüzde tam bir Türk-İslâm ülkesi olmuştur. Bu büyük oluşumun erken bir döneminde, daha XIII. yüzyılda, Yunus Emre, dikkate değer bir şahsiyet olarak önümüzdedir. O, Rum diyârında hem insan, hem din yâni kültür olarak, insan ve siyâsî çevreden farklı bir ortamın insanıdır. Onun daha bu zamanda, Anadolu’da ortaya çıkması, sözü edilen büyük değişmenin bu devirde tamamlanmış gibi olduğunu da göstermektedir.

 

1. Yunus Emre’nin yaşadığı dönemin coğrafyası, günümüzdekinden farksızdır. Aynı gökyüzü, aynı iklim, aynı rüzgârlar vardır. Kuraklık ve yağışlar aynı, bozkır aynıdır. Üzerindeki yeni yollar sebebiyle, eskisine nisbetle kıtlık ve yokluk azalmıştır ama, alıç ağaçları yine aynı ağaçlardır. Yine onlar kıtlık zamanlarında bol alıç verirler. Bizim için coğrafyanın bu yönü fazla önemli değildir. Asıl önemli olan, üzerinde yaşayanlar, yâni beşerî yönüdür.

 

2. Yunus Emre’nin yaşadığı yıllarda çevresi, artık hemen herşeyi ile Müslüman Türklerden ibârettir. Bunun yanında, yerli Hristiyanların yer yer varlıklarını sürdürdüklerini biliyoruz. Ancak Yunus Emre’nin insan çevresinin tamamen değişmesi için, anlaşılan iki yüz yıl yetmiş ve artmıştır. Çünkü 1071’den sonraki dönemde, Yunus Emre’nin doğup büyüdüğü yıllara kadar nihayet iki yüz yıl geçmemiştir bile. Bu gerçeğin üzerinde biraz daha fazla durmak gerekmektedir.

 

Bildiğimize göre Yunus Emre bu toprakların insanıdır. Bazıları vardır; onların doğudan Horasan diyarından geldiğini biliriz (Hacı Bektaş Veli gibi). Ama Yunus Emre ile ilgili bildiklerimizde böyle bir husus asla geçmemektedir. O zaman Yunus Emre’nin, insan olarak da bu toprakların yerlisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu olağandır; çünkü 1071’lerin 20-25 yaşlarının bir Alp-ereni, bu topraklarda yerleşmiş, nesillerce burada kalmış ve Yunus Emre de onun neslinin çocuğu olmuştur. Böylece geçen iki yüz yıl, eğer bir nesli 30 sene kabul edersek, en azından 6 nesil demektir. Bu altı nesillik süre içinde, insanlar bu ülkenin taşı toprağı, ağacı, çiçeği kısaca herşeyi ile içice olmuşlardır.

 

Aslında bir toprağı vatan edinmek, apayrı bir büyük olaydır. 1071’i takib eden dönemi, 50-60’ar senelik dönemler hâlinde şöylece kümelendirebiliriz:

 

a) ilk 50-60 senede Türkler bu ülkeyi fethettiler. Kadın-erkek, silahları bellerinde (belki de ellerinde) uyudular. Bu zamanlar tam anlamıyla “Alp”lik dönemidir. Danişmentnâme gibi, pek azı bize kadar gelebilen hatıralar, bu fetih dönemini çeşitli yönleriyle, fakat her zaman savaşın, mücâdelenin ve gazânın içinde olarak yansıtır. Türkler her zaman tam bir teyakkuz halinde, her zaman savaşacak, her zaman bir başka yere (ve tabiî daha ileriye) göçeçekmiş gibi yaşadılar. Her zaman tetikte ve her zaman dikkatli oldular.

 

b) İkinci 50-60 senede, Türkler beğenip kendisinin saydığı yaylaya göçüp, kışlağında kışlamağa başladılar. Uçlarda, tehlikeli yerlerde yaşıyanlar bellerinde silahlarıyla uyumaya devam ettiler. Alplik döneminin yanında, “eren”lik de başladı. Çünkü uçlarda, sınırlarda Alp-erenlerin sağladığı güvenlik ortamı gerisinde Türklerin önemli bir kısmı, olağan hayatlarına başladılar.

 

c) 1176’yı takibeden dönem ise, güvenliğin daha büyük boyutlarda sağlandığı zamandır. Türkler artık düşman korkusu olmaksızın, ama yine de dikkatli olarak hayatlarını devam ettirdiler. Artık Türkler bu toprakları, kendi vatanları ve yurtları saymışlardır. Çünkü bu toprakları kendi canları, kanları ve vücutlarıyla yoğurmuşlardır. Bir haçlı kaynağı, 1147’deki sefer sırasında, geri çekilen Türklerin, başlarından yoldukları saçları toprağa attıklarından söz eder. Anlaşılıyor ki, vücud veyâ saç her ikisi de aynı sayılabilirdi ve her ikisi de toprağa karışınca, orası ancak vatan olabilir.

 

 

1190’daki Haçlı kasırgasının da atlatılması ile Rum diyârındaki yeni dönem, olumlu neticelerini çok açık biçimde göstermeye başladı. Türk nüfusunun artması ilk ve en önemli neticelerden birisidir. Bunun üzerinde biraz daha durmak, Yunus Emre’nin çevresindeki Türk unsurunu bilmek açısından gereklidir.

Tuncer BAYKARA

Yazının Devamını Okumak İçin Tıklayın

 

4 Yorum (+add yours?)

  1. bella
    Mar 16, 2010 @ 06:38:49

    ya yunus emrenin yazdığı gelin tanış olalım şiiri yok onunla ilgili yarışma var katılcam ama şiiri bulamıyom hiçde duymadım şiiri.

    Cevapla

  2. melis
    Ara 02, 2012 @ 17:07:07

    biz sadece yılları istiyoz siz destan veriyonuz ya böyle saçmalık olmaz ya:(

    Cevapla

  3. tubayusuf
    Ara 08, 2012 @ 07:22:40

    yunus emre doğduğu yer

    Cevapla

  4. mytytyt
    Eki 20, 2014 @ 16:04:43

    demi mk ne kadar oç sunuz

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: